ATATÜRK’E HAKARET !!!
MUSTAFA KEMAL’E HAKARET, HEM TÜRKİYE HALKINA HEMDE ÇAĞDAŞ CUMHURİYET DEĞERLERİNE HAKARETTİR !
TV’ NET’de yayımlanan ‘Derin Tarih'( siz, Derin Çukur Tarih olarak okuyabilirsiniz) isimli programda Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili Süleyman Yaşar ve Sosyal medyada paylaşılan bir videoda
da Hasan Akar adlı kişilerce bir takım ahlaksızca iddia ve iftiralarla hakaretlerde bulunmuşlardır.
Mustafa Kemal’e hakaret, hem Türkiye halkına hemde Cumhuriyet değerlerine hakarettir.
Mustafa Kemal bizim için Bağımsızlık mücadelesinin önderi
İşgalci Emperyalistleri halkıyla birlikte söküp atan bir milli kurtuluş mücadelesinin öncüsüdür…
Mustafa Kemal 600 yıllık bir padişahlık döneminin yıkıntıları üzerine Çağdaş, modern bir ülkenin temellerini kuran yüksek bir iradenin adıdır,
Ve Mustafa Kemal, Bilimi önder olarak gören laik bir sistem kuran ve böylece yurtta sulh, cihanda sulh prensibini gerçekleştiren ulusal lider ve büyük bir barış insanıdır,
Bugün ona hakaret eden sizler ise
Her türlü gerici fikirlerinizi yırtıp attığı tarihin çöplüğünden kuyruklarınıza basılmış olma acısıyla binbir iftirayla höykürüyorsunuz.
Çünkü o gün idam fermanınız sökmedi ve bir asır boyunca yenmeyi de başaramadınız…
Yenemeyeceksiniz de!
Çünkü o çağdaş uygarlık çizgisinde sadece halkının değil
mazlum halkların kalbinde ve bilincinde yaşıyor ve yaşamaya da
devam edecek!
Sizin hakkınızda ise bir soruşturma kararını savcılar takip mi ediyormuş ne…
Tiyatroya gerek Yok!
Sizler zaten halkın vicdanında çoktan mahkum oldunuz…
KUVAYI MİLLİYE’DEN
Düşündü birdenbire kayalardaki adam
kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri
Kim bilir onlar ne kadar büyük
ne kadar uzundular?
Birçoğunun adini bilmiyordu
yalnız, Yunan’dan önce ve Seferberlikten evvel
geçerdi Gediz’in sularını başı dönerek.
Dağlarda tek
tek
ateşler yanıyordu
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: “Uc” dediler,
Sarisin bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun basına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı.
Nazım Hikmet










