ŞAVŞAT-FED’İN KURULUŞ AMAÇLARI ÜZERİNE ROPÖRTAJ
08 Artvin Dergisinin Şavşat Dernekleri Federasyonu ( Şavşat-Fed) Başkanımız Av.Halis Yıldırım’la yapmış olduğu ropörtajı yayınlıyoruz.
“Haklı bir davayı, bir halka ve tüm canlılara kaybettirenlerin sürdürülebilir bir geleceği olamaz”
“Davamız Cerattepe’nin var olma ya da yok olma davasıdır”
Artvin STK’sı adı altında aslında kimin düdüğünü çaldığı belli olmayan yapılara dikkat çeken Şavşat Dernekleri Federasyonu (ŞAVŞAT-FED) Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Halis Yıldırım, “Davamız Cerattepe’nin var olma ya da yok olma davasıdır” diyerek yeni kurulan federasyonun manifesto niteliği taşıyan anlayışını ve mücadele hattını 08Artvin Dergisi’ne anlattı…
ŞAVŞAT-FED neden kuruldu?

Şavşat Dernekleri Federasyonu (ŞAVŞAT-FED) Tüzüğü’nün 2. Maddesi olan “Federasyonun amacı” başlıklı maddesinde belirtildiği üzere Şavşat ilçe ve köy dernekleri amaçlarını gerçekleştirmek için üye sıfatıyla yan yana gelerek Şavşat Dernekleri Federasyonu’nu oluşturmuşlardır. İstanbul’da 20’nin üzerinde köy derneği bulunmakta, Şavşat Derneği de bünyesinde 50’nin üzerindeki köyün üyelerini barındırmaktadır. İnsanlarımızın gerek İstanbul’da yaşadıkları alanlarda ve gerekse Şavşat’ta yaşanan Doğa-Çevre eksenli sorunların çözümü, daha bilinçli ve örgütlü bir mücadelenin kurumsal bir şekilde sürdürülmesini gerekli kıldı. İstanbul’daki Şavşat köy derneklerinin birliği ve çeşitli alan ve boyutlardaki sorunlarının bu güç, enerji ve birliktelikten doğacak sinerjiyle çözümü hedeflendi. Federasyonun kuruluş sebebi budur. Ancak bütün diğer gerekçeler yanında elbette ki en önemli sebep, şirketlerinin çalışmaları nedeniyle Şavşat’ın doğa ve çevresinin karşılaştığı büyük doğa tahribatıdır.
Şavşat FED faaliyet alanlarını anlatır mısınız? İstanbul’daki Artvinlilere mi, Artvin’deki vatandaşlara mı hizmet edecek?
– Şavşat Dernekleri Federasyonumuzun, Doğa, Çevre ve Kültür alanından tutun da, yurt içinde ve yurt dışında faaliyette bulunmayı düşündüğü, hedeflediği birçok konu var. Bunları yine tüzüğümüzün 24. Maddesinde belirtmişiz. Özetlemek gerekirse; insanlığın ortak değeri olan tüm doğayı ve Şavşat ilçesinin doğasını korumak, ekosistemini, biyoçeşitliliğini tanıtmak, halkı bilgilendirmek, korumak, ekosistem ve biyoçeşitliliğe aykırı olan ve doğayı ranta açan her türlü çevresel faaliyetlerin yapılmaması amacıyla tanıtım, konferans ve kampanyalar düzenlemek, gerekirse dava açmak, ilçemizin eğitim, tarih, kültür, sanat, folklor, turizmini araştırmak geliştirmek ve yaşatmak, tarım ve hayvancılık ve turizm sorunlarını araştırmak ve bu konularda ekolojik üretim için gereken insan kurum vb. yapılarla iletişime geçerek gerekli çalışmaları yapmak. Özellikle Şavşat’ta kurulacak ekolojik üretim kooperatifi yoluyla hem ekonomik hem sosyal açıdan birçok pozitif sonuçları olan katkıları sağlamak.
İnsanın insana giderek yabancılaştığı iletişim çağının negatif etkileriyle bu hızın daha da ivme kazandığı ortada. Buna karşı federasyonun temel amaçlarından birisi de tarihsel, sosyal, kültürel varlığımızı çağdaş formlar içinde güncelleyerek yaşatmak ve korumak bu nedenle her tür insani, sosyal, toplumsal fayda için ortaklaşarak çaba göstermek, mümkün olduğunca geleneklerimizi yaşatmaktır. Şavşat bölgesinin ahşap evlerinin tarihi mimarisinin korunması ve değişik projelerle halkın günlük, geçimlik ekonomilerine çeşitli projeler kazandırılması.
Daha birçok alanda faaliyet içeren tüzüğün amaç maddesinin bu kadarını belirtmekle yetineyim. Sorunuzun ikinci bölümü de sanıyorum yanıtlanmış oldu. Konularına göre faaliyet alanı da hedefi de hem Şavşat yereli hem de İstanbul ve diğer kentlerimizdeki yaşam alanlarıdır.
“Cerattepe mücadelesi, kimileri için çözülmesi zorunlu bir probleme dönüştü”
İstanbul’da Artvin STK enflasyonu neden oluştu?

– Sanıyorum, İstanbul’da son yerel seçimlerden (2014 yerel seçimleri) biraz önce veya sonraki dönemlerde kurulan bazı STK ve Federasyonlardan söz ediyorsunuz. Bu soruyu yanıtlayabilecek somut verilere ya da istatistiğe sahip değilim. Ancak şu genel olarak söylenebilir. Tabi açıkçası bir polemik üretmek istemiyorum. İstanbul ölçeğinde gerek yerel yönetimde gerekse sosyal siyasal ilişkilere nüfuz eden “Artvin için siyasal fark gözetmemek’’ adı altında iktidarın yerel yönetim kadrolarının etkin gücünün de katkılarıyla gerek İstanbul gerekse bu yapıların çalışmalarının etkileriyle Artvin ve ilçeleri yereline sirayet eden, değiştiren ve dönüştüren bir çalışma olduğu kanaatindeyiz. Artvin’in, Artvinlinin tarihsel, ilerici, demokrat geleneği ve duruşu Cerattepe mücadelesiyle de taçlanınca, bu duruş birileri için yukarıdan aşağıdan türlü yol ve yöntemlerle çözülmesi zorunlu ve gerekli bir problem olarak görülmüştür.
Tabi ki, bu federasyonlarda görev yapan birçok ilerici, demokrat aydını tenzih ederek söylüyorum. Ancak bu kuruluşlarda yer alan yerel iktidar unsurlarının bunu hedefledikleri bence net ve somuttur. Nihayetinde bütün sebep bu olmayabilir ama Ardanuç hariç bütün Artvin Merkez ve ilçelerinin 2014 yerel seçimlerinde iktidar partisine kaptırılmasının sizce hiçbir ilişkisi yok mudur bu çalışmalar ve bu çalışmaların değişik etkileriyle?
Sayısal olarak yoğunlaşan insanımızın amaçlarının gerçekleştirilmesi için STK’lar olmalı. Ama bütün dünyada STK’lar ilk önce, muhalif kimlikleriyle “sivil” olarak kabul edilir. Buna uygun ve halkın hizmetinde, Çağdaş, Laik, Demokratik ve Doğa ve Çevre dostu STK’lar olmalıdır. Artvin STK’larının bir bölümü için söyleyeceğimiz pek fazla bir şey yok. Çünkü bir kurum, kuruluşunun üzerinden makul bir süre geçmişse ortaya koyduğu pratik onu anlatır, tanıtır. Bizim hala niçin kurulduğunu bilemediğimiz STK’lar var. Kısmen işleyen, çaba gösteren kuruluşlar da var tabi. Onlarla mümkün mertebe ilişki içinde olamaya çalışacağız.
Sizce Artvin STK’ları görevini yapıyorlar mı?

– Açıkçası bütün Artvin STK’larını değerlendirebilecek bir bilgiye gayretim var ama henüz sahip değilim. Ancak şu söylenebilir; Artvin’in karşılaştığı sorunların büyüklüğü, karmaşıklığı ve tehdit gücüne karşılık yapılan çalışmalar yeterli sayılamaz. Daha etkin, daha dinamik, daha somut amaçlar koyan, samimi destek içeren, hiçbir katkıyı dışarıda bırakmayan, birleşik bir mücadele anlayışı ve süreciyle STK’ların kendi lokallerine sıkışmış duruşları aşılmalıdır. Ayrıca Artvin’in yaşadığı sorunlar, başka şehirler ve insanların yaşadığı sorunlarla benzer olduğundan, benzer bütün mücadelelerle dayanışmanın ve oralardan da güç alıp vermenin yollarını aramalı ve bulmalıdır. İşte o zaman Artvin’in yaraları için daha etkili, hızlı ve kalıcı çözümler bulunabilir.
“Haklı bir davayı kaybettirenlerin sürdürülebilir bir geleceği olamaz”
Artvin’deki en büyük sorun nedir? Oluşan sorunlar nasıl giderilecek? Nasıl bir yol izlenmeli?
– Bu sorunun ilk bölümünün yanıtını siz, ben, bütün Artvin nerede olursa olsun bütün Artvinliler biliyor. Bilmeyen birisi varsa o zaten ruhen Artvinli değildir. Bir şehrin 25.000 vatandaşı ve bütün canlılarının yaşamını, tarihini, öyküsünü, canını, cananını, mezarını, dağını, mezrasını, arısını, çiçeğini, böceğini, suyunu, ormanını vb. her şeyini ilgilendiren bir şeyden daha önemli ne olabilir. Bu elbette ki Cerattepe’dir. Onun var olma ya da yok olma davasıdır. 25 yıldır sürdürülen mücadelesidir. Ayrıca 325 noktada verilen maden arama ruhsatı, barajlar, HES’ler, taş ocakları, kırma eleme tesisleri, Artvin’in su yüzeyleri hariç yüzölçümünün %40’larını aşan değişik konularda (Cerattepe ile birlikte) ruhsatlandırmalar, Artvin’in en büyük sorunudur. Temmuz ayının ilk haftasında yani yaklaşık 15 gün önce Danıştay, Rize İdare Mahkemesi’nce verilen kararı (Cerattepe’de altın madeni çıkarmanın doğaya zarar vermeyeceğine dair kararı) onayladı. Tabii siz bölgenin bir insanı ve bu süreçleri de yakından izleyen bir gazeteci olarak çok iyi biliyorsunuz ki, bu karardan önce birisi, son kararın hemen öncesinde alınmış 2 ayrı karar vardı ve bu kararlara Cerattepe’de altın çıkarılamayacağı, çıkarılırsa Artvin’ in topyekün boşaltılması gerekeceğine dair kapsamlı bilirkişi raporları gerekçe gösterilmişti.
Ayrıntıya fazla girmeden söyleyeyim ki, türlü hukuksuzluklarla o kararları hiçe sayarak ve genelgelerle (2009-7 genelgesi) yeniden ÇED kararları düzenlenip (sözün özü ağızda kuş tutulsa bile fark etmeyecek) şirketin istediği karar nihayetinde verildi ve bu karar Danıştay’ca yukarıda belirttiğimiz gibi Temmuz başında onaylandı. Hukuken yapılacak olan şeyler var ve mutlaka davayı sürdüren hukukçu kadrosu bu hazırlıkları yapıyordur. Ancak şunu ifade etmem gerekir ki haklı bir davayı, bir halka ve tüm canlılara kaybettirenlerin sürdürülebilir bir geleceği olamaz. Tarih bunu böyle söyler. Devede tüy misali devlet bu işletmeden çıkacak madenden 42 milyoncuk alırken şirketin kasasına 1 milyar 750 milyon TL civarında bir rant girecek. Bu maden ısrarı on binlerce Artvinliyi yıllardan beri en acımasız şekilde mutsuz etmiştir ve etmeye de devam etmektedir. Çünkü mutsuzluk, sevdiğiniz değerlere verdiğiniz önemle doğru orantılıdır. Biz Artvin’ i vatan biliriz, can biliriz.
“Doğaya karşı yapılan yanlış ve işlenen suç geriye misliyle dönüyor”

İstanbul’daki Artvinli duyarlı vatandaşların çoğu gibi, siz de işinizi gücünüzü bırakıp, HES, Taş ocakları ve Madencilikle ilgili davalara bakıyorsunuz. Konu bunlar olunca gözünüz parlıyor, içinizde sıkışmış bir öfke yansıyor yüzünüze… Artvin bu kadar vahim durumda mı?
– Çok sayıda hemşehrimizin nasıl canla başla çalıştığını yakından takip etme şansım oluyor. Mensubu olduğumuz Şavşat Dernekleri Federasyonu zaten böyle mücadele eden insanların çabaları ve mücadelesi üzerine kuruldu. İnsanlar kendisini o doğanın bir parçası, o doğanın bir parçasını da adeta kendi hayati uzuvları olarak görüyor. Bizim sevdamız başkadır. Böyle bir sevgi ve doğanın korunmasına dair bilinç Artvinliyi daha özellikli bir hale getiriyor.
Anayasa her bireye hem sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı vermiş hem de koruma ödevi. İkinciyi yapmazsak birinciyi de kaybediyoruz. Onun için kalkıp gideriz ve görevimizi yaparız. Fakat tuhaf bir çelişkiden söz edeyim. Bir hukuk devletinde anayasal hak ve görevlerin bir insanın anasının ak sütü kadar hakkı olmasına karşın bir Vali çıktı ve doğa için verilen hukuk mücadelesini (Cerattepe’nin son duruşması) “Maden çıkarmanın engellenmesi” olarak görerek kelle koparmakla tehdit etti. Yani herkesi bağlaması gerekli olan devletin anayasasının, yasalarının, mahkemelerinin varlık sebebi olan bir durum, bir hak, insanların tehdit edilmesi gerekçesi olabildi. Şavşat’ta, Ardanuç’ta barajlar, taş ocakları ve bunun gibi benzeri projeler için peş peşe ÇED süreçleri adımları atılıyor. Cerattepe’de yeniden maden çıkarmak için hazırlık yapılıyor. Yukarıda söylemiştim. Artvin ve çevresinde 325 maden ruhsatı yeniden veriliyor. Tabi ki zor günlerden geçiyoruz. Bu arada iklim değişiklikleri barajın her geçen gün daha fazla su toplaması ve toprakla temasının çoğalması ve havzada yapılması gerekli olan sel ve heyelan önleme tedbirlerinin gereğince alınmaması, ormanların gereğinden fazla kesilip orman içinden çıkartılan ağacın fazla olması sebepleriyle bölgede sel ve heyelan felaketleri birbiri ardına geliyor. Doğaya karşı yapılan yanlış ve işlenen suç geriye misliyle dönüyor. Sonuç olarak halkımıza, insanımıza, bilincimize, kararlılığımıza ve inancımıza dayanarak ve dayanışma içerisinde el birliğiyle bütün bu problemlerin üstesinden geleceğiz.
“STK adı altında aslında kimin düdüğünü çaldığı belli olmayan yapılar var”
Bir de son zamanlarda taş ocakları ortaya çıktı. ‘Yeşil yol projesi’ de kısım kısım devam ediyor, barajlar hızla yapılıyor, denizler dolduruluyor, Cerattepe’den sonra Artvin’in çeşitli yerlerinde maden projeleri gündeme gelmeye başladı. Yapılmak istenen sizce nedir? Bir hukukçu gözlemiyle soruyoruz, Artvin yaşam alanlarını ve doğasını koruyabilecek mi?

– Artvin OHAL dönemine ve KHK sınırlamalarına rağmen, halkla bütünleşen, STK adı altında aslında kimin düdüğünü çaldığı belli olmayan yapılarla değil, gerçekte bu işe yüreğini koymuş, bilinçli örgütlü somut hedefler çerçevesinde, yan yana gelen STK’ların birleşik bir tarzda karar almaları ve mücadelelerini ortaklaştırmaları yoluyla korunabilir. Ben iktidar partisine oy veren birçok insanın da, yüreğinin Cerattepe için attığını biliyorum. Artvin yaşam alanlarını korumayı başarmalıdır. Çünkü; bu mücadele hiç abartısız söylüyorum aynı zamanda hukuk devletinin, demokrasinin, laikliğin, insan hak ve özgürlüklerinin, uluslar arası sözleşmelerin kazanımlarının korunması ve yeniden ihya edilmesi anlamına geliyor. Bir yer için kaybedilen tüm ülke için, kazanılansa yine tüm ülke için kazanım anlamına geliyor.
Bu saydığınız projeler hakkında kısmen yukarıda değindik ancak “yeşil yol” adı altında her nasılsa maden haritalarıyla örtüşen koordinatlarda bir yol yapılması asıl niyeti ortaya koymaktadır. Sözde turizm için yapıldığı iddia edilen yayla yolları, bin yıllık halkın geleneksel kültürünü, yaşam biçimini ve geçimlerini sağladıkları maddi üretimlerini tehdit etmektedir. Bu yolların, dünya harikası güzelim yaylaları bir rant çöplüğüne dönüştüreceğini, ne Artvin’e ne de Karadeniz’e hiçbir yarar getirmeyeceğini ve çok zarar vereceğini düşünüyoruz. Yapılmak istenen açıkça doğanın ranta çevrilmesi, bir takım şirketlere, ortaklıklara peşkeş çekilmesidir. Karadeniz’in yaylaları, Karadeniz insanına ve tüm canlılara ve bir anlamda insanlığa aittir. Denizlerin doldurulmasına gelince birbirine bir saatlik mesafelerde havaalanlarının yapılmasının ve bu amaçla da ekosistemin önemli bir parçasını oluşturan denizlerin doldurulmasının sağlıklı bir izahı yoktur kanaatimizce.

Son söz olarak Şavşat için birkaç şey söylemek isterim. Şavşat Dernekler Federasyonu, aslında farklı bir anlayışla kuruldu. Sadece konuşup hiçbir işe el atmayanlardan değil mutlaka bir mücadele alanında çaba gösterenlerin bilinçli, kolektif emek ve çabalarının üzerine, bilimi ve bilimsel yol ve yöntemleri esas alarak kuruldu. Şavşat-FED sadece birkaç iş adamından destek alarak yaşamayı değil, mütevazı desteklerle ama asıl olarak kendi öz gücüyle ancak halkın, üyelerinin ilgi ve desteğiyle mücadelesini sürdürmeyi hedefliyor. Tespit edilen sorunlara, orada yaşayan insanlarımızın doğa ve çevre mücadelesi dahil hangi ölçüde el atarlarsa ve gereken desteği verirlerse bizler de federasyon yöneticileri olarak elimizden geleni yapmaya hazır ve kararlıyız. Şavşat’ta ekolojik tarım ve hayvancılık için bütün koşullar mevcut. Şavşat’a dönük ciddi fizibilite çalışmalarımız da var. Resmi, özel kişi ve kurumlarla belirli projeler bazında iş geliştirmeyi ve bir yandan bölgeden göçü engellerken geçimlik tarım ve hayvancılık başta olmak üzere birçok çalışma alanı yaratarak istihdam sorununa da katkı sağlamayı istiyor, hedefliyoruz. Geleneksel kültürümüzün, yaylalarımızın, dağlarımızın, geniş otlak ve çayırlarımızın, ormanlarımızın, her damlası doğaya ilaç sularımızın kazanılabilmesi için ben varım diyen herkesle gereken çalışmaları yapmayı tasarlıyoruz. Bunun için gereken, federasyonumuzun anlatılabilmesinin başarılması ve yerelde bulunan ve ülkeye dağılmış insanımızın göstereceği ilgi, güven, destek ve birlikteliktir. Aracılığınızla bütün insanlarımıza yönetim kurulumuz adına saygı ve sevgilerimi sunuyorum.









